Haykır
Sahra : Birbirimize cok gec kalmisdik.imkansiz oldugumuzu bildigimiz halde senelerce kopamadik ve simdi sen baska ellerde ben baska ellerde...     | esila : barıs abiiiiiiiiii nasılsın hayırlı olsun tekrar kanalı açmışsın çok sevindim görüşmek üzere     | DiLbirin : Özledim teninin kokusunu özledimmmmmmmmmmmmm...     | BARIS : Ömrümu tutsak almış sevdan. Ne yana dönsem bir sürgünsu, düşüncemde. Yakılan bir kentin külleri katar, büyüyor yüregimdeki acın. Uzun bir bakış oluyorsun, göz yaşımda. Söylenmemiş sözlerin kanayan, yanısın sen dilimde dolaşan, pişmanlıkların hüznüsün. Vedası olmayan bir gidişin, yılgınıyım artık geceyi , sabaha yazamadıgım yanlızı...     | cigdem : Ne KötüdüR insaniN akLiyLa yüReGi arasiNda caresiZ kaLmasi.Ne KötüdüR oNa aN kadaR yakiN BiR asiR kaDaR uzaK oLmaK!!!     | cigdem : aci veriyorsa gecmis, gecmemis demekdir....     | cigdem : Kücük hesaplarin insani olmadigim bu dünyada,yaptigim tüm iyiliklerin hesabinibüyük büyük ödedim...Basimin gözümün sadakasi olsun....     | BARIS : OYLE SENDEN COK UZAKLARDA DEGILIM, GORMESINI BILEN GOZLERIN BAKISINDAYIM. BELKI SANA SENDEN DAHA YAKIN BIR YERDE, CARPAN KALBININ HER ATISINDAYIM...OMRUM     | hüsniye : hüsniye dinliyorum selamlar     | BARIS : geceleri uzaklara cıglık olur sesim,denizden cıkan yosun kokusundan keskin sana olan özlemim, bu gece senin icin kapanacak gözlerim iyi geceler herseyim. Omrum     | BARIS : Her umutlanip gülmek istedigimde yüzümden tebessümleri koparip aynalara küstürdügün için her defasinda yikilan umutlarimin enkazinin altinda beni bir basima biraktigin için dileklerimi yükledigim yildizlari bir bir söküp alip beni karanliga bogdugun için delicesine yasamak isterken ÖLÜME kucak açtirdigin için hangi vakit yüregim bir serçenin kanatlari misali çirpinsa kanatlarimi kirip özgürlügümü aldigin için...     | atalay67 : site neden açılmıyor     | esila : slm barış abi nasılsın ama olmuyo böle yaa ne zaman açıcaksın kanalı özledimmmmmmmm     | beyaz : beyazlı gunleri özledim     | KeepeR : kapıyı açabilirseniz bende gelirim yanınıza     | sima : Abim seni cok ozledim bayramini ictenlikle kutliyorum😞     | gizemli : slm arkadaşlar açılsın kanal bitsin hasret umarım iyisinizdir a.eolun     | gizemli : slm ahalii barış geldilermi sana gene geliyom giramiyom uyuzz herkese slmmm a.eolun     | aysima : Selam.ksnala.giremiyorum.neden     | sima : Bariss abim nerdesin can abim     | azramm : slm arkadaslar nıye kanala gıremıyoruz..     | Nubus : Lutfen bizi cok bekletme     | esila : barış abiiii kanalı acarmısın yeter bukadar özlem     | esila : barış abeeeeee neslisahhhhhhhhh nerdesinizzzzzzzzzzzz kanalı açınn sizi çok özledimyaaa kaç zaandır deniyom yok yok yok kapı duvar ya ne olur bizleri bekletmeyin yorulma barış abeee kanalı aç lütfen     | esila : slm barış abeee sabah horozun ben nerdesin abiyaa geliyom kanal kapalı nesli sen çok özledim sizi yaa aç şu kanalı     | Sima : abi senı dışardan dınlıyoz nerdesın sen neden kanal kapalı abiii     | tatlıc_umut002 : slm arkadaşlar nasılsınız? kanalda problemmi var giremiyorum_ yardimcı olursanız sevinirim     | sen ve ben : semi sewmek "yeminim" olsun seni "üzmek" son nefesim olsun seni "birakmak" ölümum" olsun     | ramazan kardaş : adana/kozan siz dinliyorum siz de sadece bir şey isteyecekyim GÖKHAN ÖZEN BUDALA MÜZİK İSTİYORUM TŞK EDERİM ŞİMDİ DE BU ARADA ADİN DA RAMAZAN KAYA     | alina : slm neslisah kanala giremiyom sorun var galiba neyse kendine iyi bak neslisah     | Sima : abe kanala gıremıyorum neden kapattın anlamış deilimmm:( saygılar     | sivasli : kanala neden giremiyorum     | sen ve ben : kanaliniz cokmu ozel girilmiyor     | serbeyyy : kanall sorunluu girilmiyorr bilginizeee     | Mavi : kanala girilmiyor giriste sıkıntı var mirc şifresi verin     | BARIS : Herkes kendine Yakisani Yapar...     | BARIS : Sorun ve gorusleriniz icin Admin@sevdamyeri.com email ata bilirsiniz....     | sen-ben : istek panelinden isteklere bakilmiyormu???     | NisaNur : site acılmıstı neden kapalı şimdi yine yoksa benmi giremiyorum     | yok : kanal kapalımı     | iDiL : slm bariş sitenize neden girilmiyor merak ettim bayadır deniyorum giremiyorum sorunmu var aceba neyse iyi yayınlar     |

Nazım Hikmet Ran - Kuvâyi Milliye - Yedinci Bap

Şarkı Sözleri ve Şiirler Başlık Altı :
Kuvâyi Milliye - Yedinci Bap

922 Ağustos Ayı
Ve
Kadınlarımız
Ve
6 Ağustos Emri
Ve
Bir Âletle Bir İnsanın Hikâyesi


Ayın altında kağnılar gidiyordu.
Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyona doğru.
Toprak öyle bitip tükenmez,
dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
                 hiçbir menzile erişmiyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle.
Ve onlar
             ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
                                          ufacık, kısacıktılar,
ve pırıltılar vardı hasta, kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
                       toprak,
                             toprak
                                   ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizliyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar,
bizim kadınlarımız :
korkunç ve mübarek elleri,
              ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
                                        anamız, avradımız, yârimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
                 öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
                                   kadınlar,
                                   bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehribar başaklı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve on beşlik şarapnelin çeliğinde
                             ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
               yürüyordu Akşehir üstünden Afyona doğru.

«6 Ağustos emri» verilmiştir.
Birinci ve İkinci ordular, kıtaları, kağnıları, süvari alaylarıyla
yer değiştiriyordu, yer değiştirecek.
98956 tüfek,
                325 top,
                        5 tayyare,
2800 küsur mitralyöz,
2500 küsur kılıç
ve 186326 tane pırıl pırıl insan yüreği
ve bunun iki misli kulak, kol, ayak ve göz
                        kımıldanıyordu gecenin içinde.
Gecenin içinde toprak.
Gecenin içinde rüzgâr.
Hatıralara bağlı, hatıraların dışında,
                             gecenin içinde :
       insanlar, âletler ve hayvanlar,
demirleri, tahtaları ve etleriyle birbirine sokulup,
korkunç
            ve sessiz emniyetlerini
                               birbirlerine sokulmakta bulup,
kocaman, yorgun ayakları,
                               topraklı elleriyle yürüyorlardı.
Ve onların arasında
Birinci Ordu İkinci Nakliye Taburundan
                                      İstanbullu şoför Ahmet
                                           ve onun kamyoneti vardı.
Bir acayip mahlûktu üç numrolu kamyonet :
İhtiyar,
          cesur,
                   inatçı ve şirret.
Kırılıp dağlarda kalan sol arka makası yerine
şasinin altına, dingilin üzerine
budaklı bir gürgen kütüğü sarmış olmasına rağmen
ve kalb ağrılarıyla
ve on kilometrede bir
karanlığa yaslanıp durduğu halde
ve vantilâtöründe dört kanattan ikisi noksan iken
şahsının vekarlı kudretini resmen biliyordu :
«6 Ağustos emri»nde ondan ve arkadaşlarından
«... ihzar ve teşkil edilmiş bulunan
ve ceman 300 ton kabiliyetinde kabul olunan
100 kadar serî otomobil...» diye bahsediliyordu.
İhzar ve teşkil olunanlar,
                        bu meyanda Ahmetin kamyoneti,
insanların, âletlerin ve kağnıların yanından geçip
Afyon - Ahırdağları ve imtidadına doğru iniyorlardı.

Ahmetin kafasında uzak bir şehir ve bir şarkı vardı.
Bu şarkı nihaventtir
ve beyaz tenteli sandalları,
                     siyah mavnaları,
                         güneşli karpuz kabuklarıyla
                            bir deniz kıyısındadır şehir.

Vantilâtörde adedi devir
                     düşüyor gibi.
Arkadaşlar ileri geçtiler.
Ay battı.
Manzara yıldızlardan ve dağlardan ibaret.

Sen Süleymaniyelisin oğlum Ahmet,
çınar dibinde iki mars bir oyunla yenip Bücürü,
kalk,
sıra servilerin önünden yürü,
çeşmeyi geç,
mektep bahçesi, medreseler,
orda, Harbiye Nezaretinin arka duvarında
siyah çarşaflı bir kadın
çömelip yere
darı serper güvercinlere
ve papelciler
şemsiye üstünde papaz açarlar.

Motor mızıkçılık ediyor,
bizi dağ başlarında bırakacak meret.

Ne diyorduk oğlum Ahmet?
Dökmeciler sağda kalır,
derken, Uzunçarşıya saparken,
köşede, sol kolda seyyar kitapçı :
                       «Hikâyei Billûr Köşk»,
                       altı cilt «Tarihi Cevdet»
                       ve «Fenni Tabâhat».
Tabâhat, mutfaktan gelirmiş,
yani yemek pişirmek.
Hani, uskumru dolmasına da bayılırım pek.
Yaldızlı kuyruğundan tutup
bir salkım üzüm gibi yersin.
İlerde bir süvari kolu gidiyor,
                        saptılar sola.

Uzunçarşıyı dikine inersin.
Sandalyacılar, tavla pulcuları, tesbihçiler.
Ve sen İstanbullu,
sen kendi ellerinin hünerine alışmış olduğundan
şaşarsın İstanbullulara :
ne kadar ince, ne çeşitli hünerleri var, dersin.
Rüstem Paşa Camii.
Urgancılar.
Urgancılarda yüz parça yelkenli gemiyi
ve hesapsız katır kervanlarını donatacak kadar
urgan, halat ve dökme tunçtan çıngıraklar satılır.
Zindankapı, Babacafer.
Uzakta Balıkpazarı.
Kuruyemişçiler.
Yemiş iskelesindeyiz :
              sandalları, mavnaları,
                    güneşli karpuz kabuklarıyla
                           yüzüne hasret kaldığım deniz.

Sol arka lastik hava mı kaçırıyor ne?
İnip
baksam...

Yemiş iskelesinden dilenci vapuruna binip
Eyüpte Niyet Kuyusuna gittikti.
Elleri yumuk yumuk,
bacakları biraz çarpıktı ama,
yeşil zeytin tanesi gibi gözler.
Kaşları da hilâl gibi çekikti.
Tam Kasımpaşaya yaklaştık, beyaz başörtüsü...

Lastik hava kaçırıyor.
Derdine deva bulmazsak eğer...
Dur bakalım Babacafer...

Üç numrolu kamyonet durdu.
Karanlık.
Kriko.
Pompa.
Eller.
Küfreden ve küfrettiğine kızan elleri
lastikte ve ihtiyar tekerlekte dolaşırken
Ahmet hatırladı :
bir gece nüzüllü babaannesini
                                 sedirden sedire taşırken
                                                 kadıncağız...

İç lastik boydan boya patladı.
Yedek?
Yok.
Dağlarda avaz avaz
               imdat istemek?

Sen Süleymaniyelisin oğlum Ahmet,
sana tek başına verilmiştir üç numrolu kanyonet.
Hem, hani bir koyun varmış,
                       kendi bacağından asılan bir koyun.
Süleymaniyeli şoför Ahmet
                                    soyun...

Soyundu.
Ceket, külot, pantol, don, gömlek ve kalpak
                                          ve kırmızı kuşak,
Ahmeti postallarının üstünde çırılçıplak
                                            bırakarak
                        dış lastiğin içine girdiler,
                                               şişirdiler.

Bu şarkı nihaventtir.
Deniz kıyısında bir şehir...
Beyaz başörtüsü...

Saatta elli yapıyoruz...
Dayan ömrümün törpüsü,
dayan da dağlar anadan doğma görsün şoför Ahmeti,
dayan arslan...

Hiçbir zaman
            böyle merhametli bir ümitle sevmedi
                                             hiçbir insan
                                                hiçbir âleti...

Şarkı Sözü ve Şiir İçerik Sonu :
Okunma Sayısı :1737 Eklenme Tarihi : 03.07.2012
Arama Kelimeleri : Nazım Hikmet Ran - Kuvâyi Milliye - Yedinci Bap Şiiri,
  
Daha önceden yorum yazılmamış. İlk yorumu sen yap ?

GuzGuLu.Com son yıllarda yaptığı büyük sıçrayışlarla magazin, Chat ve Sohbet dünyasının gözdesi haline gelmeyi başarmıştır.
Mynet gibi Türkiye’nin en çok ziyaret edilen siteleri arasına giren Guzgulu.Com, aynı zamanda keyifle okuyacağınız en güncel haber hizmetini ve samimi arkadaşlıklar kurabileceğiniz sohbet hizmetini de size sunmaktadır. SeVDaMYeRi.CoM daha iyi hizmet için devamlı altyapısını geliştirmektedir.Web Sitemizdeki Tüm Materyaller ve Haberler, Gazeteler'den ve Diğer Sitelerden AlıntıYaparak Toplanmıştır. BARIS iletisim Admin@Sevdamyeri.Com .